SÖPA Mezunu Öğretmen Derneklerinden ortak açıklama
10-09-2017
İskeçe ve Rodop – Evros İlleri SÖPA Mezunu Azınlık Okulları Öğretmen Dernekleri, 2017-2018 eğitim – öğretim yılı nedeniyle ortak bir mesaj yayımladılar. Mesajda, “Eğitimde kalitenin okul kapatmalarıyla gelmeyeceğine, kalite için daha cesur adımların atılması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda hukümet, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.” ifadeleri dikkat çekti.

İskeçe ve Rodop – Evros İlleri SÖPA Mezunu Azınlık Okulları Öğretmen Dernekleri’nin açıklaması şöyle:
“Değerli Öğretmenler, Anne Babalar ve Sevgili Öğrenciler,
Uzunca bir tatilden sonra, 11 Eylül 2017 Pazartesi günü yeni bir eğitim-öğretim yılına merhaba diıyeceğiz. Bu yeni dönemde; geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın ve gençlerimizin yeni başarılar elde etme heyecanını hep birlikte yaşayacağız. 2017-2018 yeni eğitim-öğretim yılının başta en kıymetli varlıklarımız olan sevgili öğrencilerimize, öğretmenlerimize okul idarecilerimiz ve çalışanlarına, velilerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyoruz
Eğitim camiası olarak yeni eğitim-öğretim yılına yine buruk başladık. Son yıllarda gelenek haline gelen okul kapatmalarına bu yıl da yenileri eklenerek, üç okulumuz daha sessiz sedasız kapatıldı. Uluslararası ve ikili antlaşmalarla garanti altına alınmış, dilimizin, dinimizin, kültürümüzün öğretildiği en önemli kurumlardan biri olan okullarımızın bu şekilde kapatılmasının doğru olmadığını defalarca söyledik. Eğitim açısından bakıldığında, okul kapatmaları azınlık eğitimi sorununa bir çözüm getirmedi, eğitimin kalitesini yükseltmedi. Eğitimde kalitenin okul kapatmalarıyla gelmeyeceğine, kalite için daha cesur adımların atılması gerektiğine inanıyoruz. Bu konuda hukümet, üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir. İhtiyaç duyulan yerlere yeni azınlık okulları açılmalı, öğrenci çokluğu nedeniyle yığılmaların yaşandığı bazı okullara ilave derslikler yapılmalıdır. Okullarımızda okutulan Türkçe ve Yunanca kitaplar, çağın gereklerine uygun olarak güncellenmelidir. Eğitimde insan faktörünün önemi göz önünde bulundurularak, öğretmenlerin kendilerini yenilemelerine fırsat tanınmalı ve kurumlarımız tarafından yıllardan beri israrla istenilen kapsamlı eğitim seminerlerleri düzenlenmelidir.
Eğitimde öğretmenin ve öğrencinin yanında, ailenin ve toplumun da önemli bir yeri olduğunu unutmamalıyız. Veliler,çocuklarını emanet ettikleri okulla devamlı irtibat halinde olmalı, öğretmenleriyle düzenli bir şekilde görüşerek, çocuğun durumunu yakından takip etmeli ve sürekli bilgi almalıdır.
Azınlık okulundan ve azınlık eğitimden bahsederken toplum olarak ne kadar samimi olduğumuz çok önemlidir. Bir yandan okullar bizim diyor, öbür taraftan okullarımıza gerektiği gibi sahip çıkmıyoruz. Encümen seçimleri oluyor; aday kıtlığından dolayı birçok okulumuzda seçim yapılmıyor. Bir yandan velileri azınlık okuluna davet ediyoruz; öbür yandan okullarımızın öğretmenlerini kötülüyoruz. Öğrencinin gözünde saygın bir yeri olması gereken öğretmenlik sıfatını zedeliyor; itibarsızlaştırıyoruz.
Öğretmeni aşağılayıcı söylemlerde bulunmakla, aynı zamanda birilerinin ekmeğine yağ sürmüş oluyoruz. Azınlık öğretmeninin itibarsızlaştırılması, aslında azınlık okulunun itibarsızlaştırılması demektir. İtibarsız bir ortamdan eğitim beklenemeyeceği gibi, hem azınlık okulunu itibarsızlaştırıp, hem ebeveynleri,çocuklarını bu okullara göndermeleri için davette bulunamazsınız. Çünkü inandırıcı olamazsınız.
Her meslek grubunda olduğu gibi, camiamızda da görevini tam yapmayanların bulunması mümkündür. Fakat genelleme yapıp bütün öğretmenleri kötü göstermek son derece yanlıştır. Böylesine ciddi neticeler doğuracak bir konuda daha hassas davranılması toplum olarak yararımıza olacaktır. Aksi takdirde en büyük zararı kendi okulumuz, dolayısıyla kendi çocuklarımız görecektir.
Azınlık eğitiminde karşılaştığımız sorunların çözümü için toplum olarak vereceğimiz mücadele önemlidir. Birbirimizi suçlamak yerine, herkes elini taşın altına koymalı ve ben neyi eksik yapıyorum diye düşünmelidir. Çözüm için, kendi iç dinamiklerimizi sonuna kadar kullanmak zorundayız. Diyalogsuzluk ortamı bizleri bireysel arayışlara ve çözümlere sürükleyecektir. Yunancayı daha iyi öğrenmek adına okullarımızı terk edip, çözümün devlet okulunda aranması bunlardan birisidir. Eğer okullarımızda Yunanca tam öğretilmiyorsa (ki bizce bu doğru değildir, çünkü çocuklarımızın devlet okullarında daha iyi Yunanca öğrendikleri söylenemez) bunun da üstüne gitmek zorundayız. Ama hep birlikte gitmek zorundayız. Kaçış çare değildir. Eğitim sorununu öğretmeniyle, velisiyle, kurumlarıyla, seçilmişleriyle hep beraber çözmek zorundayız. Bunun gerçekleşmesi ancak diyalog yoluyla mümkündür. Biz Türkçe Müfredatı Öğretmen Dernekleri olarak, yaşanılan her şeye rağmen, istikbalimiz için buna hazırız. Çünkü yarının büyükleri olan evlatlarımız bizlerden çok şey bekliyor ve biz onları düşünerek yeni eğitim yılına sürtüşmelerden uzak olarak girmek istiyoruz.
Biz bir kez daha bütün toplumu azınlık eğitimine gerçek anlamda sahip çıkmaya davet ediyoruz.
Bu duygu ve düşüncelerle, öğretmenlerimize,öğrencilerimize ve velilerimize başarılar diliyor, 2017-2018 eğitim-öğretim yılının sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu geçmesini temenni ediyoruz.

Başkan
Nurettin KIYICI

Başkan
Salih AHMET

Kaynak: GÜNDEM
Ekleyen: HE
Sayı: 1018
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
[email protected]