“Azınlığımızın daim olması için dilimize, dinimize ve eğitimimize sahip çıkalım”
08-05-2017
Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği azınlık eğitiminin önemiyle ilgili olarak yazılı bir açıklama yayınladı.
Fotoğraflar

BTAYTD Yönetim Kurulu imzasıyla yayınlanan açıklama şöyle:

“Birey daha doğmadan, asıl doğumuyla birlikte eğitim almaya başlar. Çocuğun almaya başladığı ilk eğitim, anne-baba ve yakın aile çevresi tarafından gerçekleştirilmiş olur. Çocuk ilk andan itibaren yakın çevresinden duymuş olduğu sesleri, kelimeleri ve cümleleri bilinç altında yerleştirmeye başlar. Böylece bireyin dil hazinesi gelişmeye başlar. Dolayısıyla çocuk, duyduğu ilk sözler ile konuşma kabiliyeti kazanmış olur.

Aile içindeki dil, din ve eğitim çalışmalarına devam eden çocuk belirli bir yaşa gelince asıl eğitim dünyası ile tanışmış olur. Burası “Anaokul”dur. İşte çocuk daha ilk eğitim basağının başında büyük şoku ve acıyı yaşamış olur. Çünkü biz “Batı Trakya Türk Azınlığı’nın” dili “Türkçe” olmasına rağmen çocuk ilk öğretmeni tarafından farklı bir dil ile karşılanmış ve eğitim hayatına adım atmış olur. Bu sebeple “Anaokul” dediğimiz camiânın, çocuğun daha doğumu ile birlikte öğrenmeye başladığı sözcükler ve dil ile eğitimine başlaması gerekir. Dolayısıyla eğitimin amacı, toplumun aydınlanması ve kültürlü bireyler yetiştirmek ise ilk adım olan “Anaokulların” özellikle “Müslüman-Türk Azınlık Anaokulları’nın” çocuğun anadili olan “Türkçe” ile eğitim vermesi gerekmektedir. Bunun yanında ülkemizin resmi dili olan “Yunanca” da tabii ki öğretilmelidir. Fakat Yunanca ikinci bir dil olarak eğitimde yerini almalıdır. Maalesef eğitimdeki ilk sorunlar, çocuğun eğitim hayatına ilk adım attığı andan itibaren başlamaktadır. Bu sebeple biz “Batı Trakya Müslüman-Türk Azınlığı’nın” Yunanistan hükümetinden talebimiz “İki Dilli Eğitim” veren “Azınlık Anaokulları’nın” açılmasıdır. Bu bahsettiğimiz Anaokulları’nda temel dil eğitimi Azınlığın anadili olan “Türkçe” ile yapılmalı, ülkenin resmi dili olan “Yunanca” da mutlaka ikinci bir dil olarak eğitim hayatına katılmalıdır. Bu tür uygulamalar yapıldığı sürece temel eğitim başarısından ve eşitlik ilkesinden söz etmiş olabileceğiz. Dolayısıyla, biran evvel talebimiz olan “Çift Dilli” eğitim veren “Azınlık Okulları’nın” eğitime başlamasıdır.
Yine de biz “Batı Trakya Müslüman-Türk Azınlığı” olarak şanslı sayılabilcek bir azınlığız. Çünkü yasalar ile ilk, orta ve lise eğitimimiz güvence altına alınmış ve en önemlisi bu eğitim alanlarında eğitim yapabilen “Azınlık Okullarımız” bulunmaktadır. Azınlık okullarımızın varlığı eğitim konusunda bizlere aşırı derecede bir güven vermektedir. Çocuğun ilk öğrendiği dili “Türkçeyi” eğitim alanında da devam ettirebileceği yegâne ve güzide kurumlarımızdır. Son zamanlarda “Yunan Milli Eğitim Bakanlığınca” kapatılmaları yönünde uygulamalara mâruz kalsa da “Azınlık Okullarımız” bu çirkin uygulamalara karşı dimdik ve onurlu bir şekilde direnmekte, baskılar altında eğitimlerine devam etmekteler.

Bildiğiniz gibi, Yunan Milli Eğitim Bakanlığınca Azınlık Okulları’nın öğrenci kayıtları, 2 Mayıs ile 19 Mayıs arasında olduğu yayınlanmıştır. Bu sebepledir ki bizler, Azınlık üyeleri olarak çocuklarımızın anadilleri olan Türkçemizi sürekli canlı tutabilecekleri “Azınlık Okullarına” sahip çıkmalıyız. Azınlık okullarımız çift dilli eğitim verebilen tek kurumlardır. Bireyin başarılı gelişimi ilk öğrendiği dil aracılığı ile olmaktadır. Daha sonra edindiği ikinci, üçüncü ve daha fazla diller ile dil hazinesi genişlemiş olur. Fakat ilk öğrendiği dil ile konuları kavrar ve bilinç altında canlandırır. Bu bağlamda “Azınlık Okullarımız” çocuklarımıza bu fırsatı vermektedir. Çocuğumuzun ilk düşünce dünyasına hitâp etmekte, bunun yanında da ülkenin resmi dili olan Yunancayı da öğretmektedir. Öğrenci anadili ile eş zamanlı, güvenli ve başarılı bir şekilde ülkenin resmi dilini öğrenmiş olmaktadır. Öğrenci kendisini eğitim alanında güvende hissetmediği sürece eğitiminde maalesef başarı sağlaması beklenmemelidir. Bu güven de anadili aracılığıyla sağlanmaktadır. “Azınlık Okullarımızda” Türkçe konuşan öğretmenlerimizin varlığı öğrenciye her anlamda güven vermekte ve akabinde de başarıyı getirmektedir.

Öğrencinin dil gelişimi kadar din eğitimi de bir o kadar önem arzetmektedir. “Azınlık Okullarımızın” varlığı ile çocuklarımız kendi dinleri olan “İslâm” dini, ilk dinî bilgilerini kendileri gibi “Türkçe” konuşan öğretmenlerden alacak ve almaya devam edecektir. Bir öğrenci öğretmeninin söylediklerini algıladığı sürece o alanda başarıdan ve kaliteden bahsetmiş olabiliriz. Bu vesileyle, öğrenci İslâm dinini iyi bir temel üzerine oturtabilmesi için anadili olan Türkçe ile eğitim veren ve İslâm dinini Türkçe öğreten “Azınlık Okullarında” eğitim alması her bakımdan biz anne-babalar kadar, çocuklarımız, toplumumuz için de yararlı olduğu kadar başarılı bir tercih de olacaktır. Kur’an-ı Kerim’in vasiletleri, bizlere verdiği ve aktardığı mesajları “Azınlık Okullarımızdaki” “Türkçe” din eğitimi veren öğretmenlerimiz sayesinde daha da anlaşılır ve kavranmış olacaktır. Bu bağlamda “Azınlık Okullarının” önemi biz azınlık toplumu için bir o kadar daha fazla olmaktadır. Eğer bir toplumda varlığımızı sürdürmek istiyorsak kendi dilimize, kendi dinimize ve kendi öz değerlerimize sahip çıkıp onları savunmalıyız.

Ayrıca, fen bilimi dediğimiz, matematik, fizik, kimya biyoloji gibi derslerde de başarı elde edebilmek için “Azınlık Okullarımızın” önemini bir kez daha görmekteyiz. Bir öğrencinin yukarıda dile getirdiğimiz derslerde başarı kazanabilmesi, öğrencinin bu dersleri kendi anadilinde öğrendiği sürece mümkün olabilir. Çünkü öğrenci bu derslerde ilk önce kendi anadilinde konuları ve olayları yorumlamakta, daha sonra işleme geçmektedir. Bu şekilde “Azınlık Okullarımızdaki” temel derslerin hepsi öğrencinin öz dili olan “Türkçe” ile yapılmaktadır. Böylece öğrenci hem psikolojik olarak hem de sosyal olarak başarıyı kolay bir şekilde elde edebilecektir. İfade kalitesi arttacak, bu durum da başarıyı getirecektir.

Tüm bu unsurların yanında “Azınlık Okullarımız” öğrencilerimize öz kültürlerini ve öz varlıklarını da öğretmektedir. Türkçe konuşan öğretmenler aracılığıyla çocuklarımız gelenek, görenek ve kültürlerini her alanda öğrenmiş olacak, gelecek kuşaklara bunları aktaracaktır. “Azınlık Okullarımızın” varlığı ile çocuklarımız kendilerini evlerinde gibi hissedecek ve psikolojik olarak gelişimleri olumlu anlamda tamamlanmış olacaktır. Çünkü bir çocuk sürekli kendi toplulumunun kültürü ile iç içe olduğu sürece sosyal anlamda daha duyarlı olabilecektir.

Sonuç olarak, “Azınlık Okullarımızın” eğitime katkısı son derece önemlidir. Bu okullarımız sayesinde biz “Azınlık Bireyleri” bu topraklarda varlığımızı devam ettirip kalıcılığımızı sağlayabileceğiz. “Azınlık Okullarımızın” devamlılığı ile çocuklarımız her anlamda sağlam ayaklarla yere basan, dünyaya farklı bir bakış acısı olan bireyler olacaklardır. Bu okullarımız sayesinde toplumumuzda aydın sayısı arttacak ve toplumumuza katkı sağlayan bireyler yetişecektir. Nitekim, azınlığımız içinde yer alan aydınlarımız “Azınlık Okullarında” eğitimlerini almış ve tamamlamış kişilerdir. Bir çok azınlık üyemiz, bu okullarda aldıkları eğitimleri sayesinde önemli pozisyonlarda bulunmaktadır. Dolayısıyla bizler, “Azınlık Okullarımızın” kalitesine, önemine, vermiş oldukları eğitime, azınlığımıza katmış oldukları sosyal değere sonuna kadar güveniyor, her anlamda ve her alanda bu kurumlarımızın yanında olduğumuzu, bu kurumları desteklediğimizi belirtiyoruz. Bu vesileyle yukarıda belirtmiş olduğumuz tarihler içinde çocuklarımızı “Azınlık Okullarına” kayıt ettirelim ki, gelecekte “Azınlığımızın, Ana dilimizin, Dinimizin, Kültürümüzün devam edebilmesi ve kalıcılığı sürdürebilmesi için” bu kurumlarımız her zaman daim olsun.”

Kaynak: GÜNDEM
Ekleyen: OA
Sayı: 1018
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
[email protected]