Erdoğan - Çipras ortak basın toplantısı
07-12-2017
Başbakan Aleksis Çipras, Yunanistan’a resmi bir ziyaret gerçekleştiren Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Başbakanlık konutunda bir araya geldi. Çipras ile Erdoğan arasındaki görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenlendi.

Basın toplantısında, 65 yıl aradan sonra resmi olarak "cumhurbaşkanı" düzeyinde böyle bir ziyaret gerçekleştirmenin memnuniyeti içinde olduğunu belirten Erdoğan, "Bu mekana yabancı değilim. Başbakanlığım döneminde birkaç kez geldim. Bundan önceki başbakanlar, cumhurbaşkanları, onlarla da görüşmelerimiz oldu fakat resmi ziyaret olarak bu ilk görüşme, merhum Celal Bayar'dan 65 yıl sonra." ifadelerini kullandı.

Erdoğan, "Bugün tarihi bir gün yaşıyoruz. Bu ziyareti iki ülke diyaloğunda önemli bir adım olarak görüyorum." diyerek, süreç içinde atılması gereken önemli adımların bulunduğunu vurguladı.

Başbakanlığı döneminde kurulan "Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi"nin beşinci toplantısının ileriki dönemde Selanik'te düzenleneceğini açıklayan Erdoğan, konseyin etkisiyle birçok alanda adımlar atıldığını dile getirdi.

“LOZAN İLE İLGİLİ TANIM”

Çipras ile yaptığı görüşmelerde azınlık sorunlarını da ele aldıklarını aktaran Erdoğan, bu bağlamda Batı Trakya Türk azınlığının, bir diğer ifadeyle Müslüman azınlığın durumunda uluslararası hukukun gerektirdiği iyileştirmelerin yapılmasını talep ettiklerini bildirdi.

Erdoğan, bir konuya daha değinmek istediğini belirterek, "Son zamanlarda özellikle Yunanistan'da gündeme gelen 'Lozan ile ilgili tanım' ve 'Lozan'ı tanımlama şekli'. Bir defa bu işi iyi anlamak gerekiyor. 'Lozan' deyince, Türkiye ile Yunanistan arasında bir anlaşma değildir." dedi.

Lozan'ın 11 ülkenin katılımını kapsayan bir anlaşma olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:

"Peki, Lozan sadece Ege'yi mi kapsıyor? Ege'nin dışında Lozan'la ilgili hiçbir şey yok mu? Batı Trakya'daki azınlıkların hukuku yok mu? Şimdi buradaki azınlıkların hukukunu bu anlaşmayla biz nasıl teminat altına alacağız? Şu anda 150 bin Batı Trakya'da Müslüman, Türk, Pomak azınlık var. Bunların hukukunu herhalde araştırmak, korumak özellikle de Yunanistan'daki yönetimin görevi olsa gerek.

Bakın, çok enteresandır, Yunanistan'ın şu anda 15 bin euro kişi başına milli geliri var, ama Batı Trakya'da 2 bin 200 euro. Bu fark korkunç bir fark. Bu, oradaki insanların şu anda hangi şartlar içinde yaşadığını göstermesi bakımından da önemli."

“LÜTFEN ARTIK ÖNÜNÜ AÇALIM BU İŞİN”

Erdoğan, bir diğer önemli konunun da özellikle inançların yaşanması noktasındaki sıkıntılar olduğunu vurguladı.

Hala "başmüftülük" meselesinin çözülemediğini ifade eden Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

"Orada başmüftünün seçimle değil, atamayla geldiğini görüyoruz. Lozan ne diyor? Lozan, 'seçim' diyor. Aynı şey Türkiye için de geçerli. Türkiye'de şu anda patrik seçimle gelir. Neresi seçer? Sen Sinod Meclisi seçer. Bakın, Sen Sinod Meclisi, patriği seçmekten düşmüştü, ben o zaman Sayın Patriğe haber gönderdim. 'Bize bu noktada bazı isimler gönderin. Biz onları Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapalım. Ve onlar Sen Sinod Meclisi'ne böylece girmiş olsunlar, sizdeki seçim de gayrimeşru değil, meşru olsun.' dedim. Bize isimler geldi, 7'ydi, ben bu çağrımı yaptığımda 17'ye çıktı. Şu anda 17 tane Sen Sinod Meclisi'nin bu noktada dini görevlileri var.

Daha da ileri gideceğim. Mesela patrik yurt dışına çıkmak istese Lozan'a göre Eyüp Kaymakamlığı’nın müsaadesiyle çıkabilirdi ama biz bunu bile bir kenara koyduk, 'Patriklik makamı farklıdır.' dedik, önünü açtık fakat Batı Trakya'da şu anda atanmış bir başmüftü var ama biz atanmışla yapmıyoruz bu işi, seçilmişle yapıyoruz. Lütfen artık önünü açalım bu işin. Ben 15 yıldır bütün buradaki arkadaşlarımıza, başbakanlara, cumhurbaşkanlarına hep bunu söyledim ama bugüne kadar hiçbir netice alamadık. İşte bu da Lozan."

“BİZİM TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜYLE İLGİLİ BİR SIKINTIMIZ, SORUNUMUZ YOK

Erdoğan, "Lozan'ı sadece Ege'ye hasredip işi bitirmeyelim. Bunun dışında çok daha farklı konular da söz konusu. Oda nedir? Toprak bütünlüğü. Bizim toprak bütünlüğüyle ilgili bir sıkıntımız, sorunumuz yok böyle bir şeyi hiçbir yerde ne ben ne arkadaşlarım gündeme getirmiş değiliz. İnanç hürriyeti deniliyor. Mesela burada Fethiye Camisi meselemiz var, Atina'da bir cami sorunu var. Ama benim ülkemde Türkiye'de, biz bugüne kadar Hristiyanların kiliseleriyle ilgili bir sorun yaşamadık." ifadesini kullandı.

Trabzon'da bulunan Sümela Manastırı'nda restorasyon çalışmalarının sürdüğünü vurgulayan Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti:

"Sümela'yı biz yapıyoruz. Yapılan yerin şartları oldukça zor bir yer, dağ yamacında adeta. Sümela Manastırı'nı koşullar zor da olsa bitireceğiz ve tüm Hristiyan dünyasının hizmetine sunacağız. Orada, 'niye burada ibadet yapıyorsunuz?' diye soran yok. Hristiyan da gelecek Türk de gelecek, hepsi oraları dolaşacak. Bunun dışında 7 Ocak'ta İstanbul Balat'ta Patrikhane'ye kısa bir mesafede Demir Kilise namıyla maruf bir kilisesi var, bitiyor. Biz inanç hürriyetinden korkmuyoruz. İnancına güvenen inanç hürriyetinden korkmaz. Bizim böyle bir derdimiz, sıkıntımız yok. Batı Trakya'da da bu sorunu artık bir an önce aşalım. Bunlar artık bizim masamızın üzerinden durmasın, masanın üzerinden kaldıralım."



“YUNAN YARGISINA BENİM BİR ÇAĞRIM VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin uzun yıllardır PKK, DHKP-C, DEAŞ ve FETÖ gibi eli kanlı çetelerle mücadele ettiğine dikkati çekerek şunları söyledi:

"Aslında Yunanistan da bunlara yabancı değil. 17 Kasım Terör Örgütü gibi bir terör örgütünün de buralarda neler yaptığını biliyoruz. Bu açıdan bizimle en rahat empati kurabilecek ülkelerin başında Yunanistan geliyor. Son dönemde Yunan güvenlik birimlerinin attığı adımları takdirle karşılıyoruz.

Bizim için özellikle 15 Temmuz gecesi demokrasimize kasteden, 250 insanımızı şehit eden FETÖ militanlarının adaletle yüzleşmesi büyük önem taşıyor. Tabii FETÖ'cü şahısların Türkiye'ye iadesiyle ilgili Sayın Çipras ile ta olaydan hemen sonra başlattığım görüşmede ve bugün de yine bu basın toplantısı vesilesiyle Yunan yargısına benim bir çağrım var, o da şudur: Gecikmiş adalet, adalet değildir. Lütfen bu konuyla ilgili kararı, gerekirse adalet bakanlarımız da devreye girmek suretiyle görüşerek, Türkiye'de biliyorsunuz işkence, idam, böyle bir şey söz konusu değil. Bunların Türkiye'ye iadesi de mümkündür çünkü bunlar bir darbe gerçekleştiren kişilerdir."



Kaynak: GÜNDEM
Ekleyen: HE
Sayı: 1018
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
[email protected]