20-03-2017
Mutlu bir aile yuvası için dört S formülü
Aile yuvasını kurmanın ilk adımı nikâhtır. Nikâh yüce Allah’ın insanlığa en büyük emanetidir. Namusu korumak nikâh iledir. Zira zina her devirde haram kılınmış büyük günahlardandır. Nikâhın kerameti Allah için olmasındadır. İslam’da kurulan yuva, sadece bu dünya hayatı için değil, asıl cennet hedeflidir. Hele hele Nikâh, birkaç günlük eğlence için hiç değildir. Erkekler, nikahı kullanarak kadınlara zulüm yapamazlar.

İnsanlık için evlilik, mühim bir ihtiyaçtır. Saadet kişinin aile yuvasında temin edilir. Aile yurdu dışında başı boş şahsi hürriyet peşinde koşanlar, bu yolda boşuna yorulurlar, bir türlü mutlu olamazlar. Beşeriyetin sıhhatli hayatı ve devamı, evlilik iledir. Cemiyetin temeli, aile hayatıdır. Mutluluk aramak için bütün dünyayı dolaşan bir şahıs, döne dolaşa onu yine kendi evinde bulabilir ancak. Aile yuvasını kurmak çok önemli bir adım olduğu gibi, onu korumak ve devam ettirmek de çok önemldir.

Aile yuvasını korumanın ve mutluluğun 4S formülü vardır. (4S = Sevgi + Saygı + Sabır + Sadakat). Şimdi bunları kısaca izah edelim.

Sevgi: Kalbte biriken tüm olumlu düşüncelerin dışa yansımasıdır. Sevgi; Allah’ın insanın ruhundan kattığı güzellik, insana verilen en büyük ihsandır. Çünkü herşey sevgiyle olur. Aile yuvası da sevgiyle kurulur, sevgiyle devam ettirilir.

Saygı: İnsanlar arasındaki ilişkilerin en önemli kuralı saygı duymak ve saygılı davranmaktır. Sevginin doğurduğu biricik bebek… Sevgi varsa saygı da olur. Aile yuvasında karı-koca arasında saygı vazgeçilmez bir kuraldır.

Sabır: Acıya, zorluğa, haksızlığa ve başa gelen üzücü olaylara dayanma gücüdür. Aile yuvasını kurarken sadece iyi günde değil, kötü günde de beraber olmak için söz verilir. Mevsimler nasıl değişiyorsa, gece ile gündüz nasıl birbirini kovalıyorsa, hayatta da bir takım zorluklar ve kolaylıklarla karşılaşırız. Yine günlük hayattan etkilenerek zaman zaman öfkeleniriz. Bu da daha çok birlikte hayatımızı paylaştığımız eşimize karşı tutum ve davranışlarımızı etkilemekte ve yersiz gönül kırmalara yol açmaktadır. Bu nedenle burada sabrı kullanırsak sonuçta mutlaka kazançlı çıkarız. Çünkü atasözünde de sözylendiği gibi; “öfkeyle kalkan zararla oturur.”

“Bir gün Hz. Ömer’e gelerek hanımını şikayet etmek isteyen biri, Hz. Ömer’in evine yaklaştığında Hz Ömer’in hanımı kendisine bağırdığını duydu. Bu durum üzerine adam evine geri döndü. Hz Ömer de durumu fark etti ve o kişiye şöyle seslendi: Neye geldin; Adam da, “hanımımı şikayete geldim, ama hanımınızın size bağırdığını duyunca vazgeçtim.” Hz Ömer şöyle buyurdu:
-"Ben hanımımın davranışlarını birkaç şeye bağışlıyorum ve sabrediyorum:
1- Hanımım ateşle benim aramda bir perdedir. Kalbim haramdan onunla sükunet bulur. 2- Evimin bekçisidir. 3- Elbisemin yıkayıcısıdır. 4- Çocuklarımı büyütendir. 5- Ekmeğimi, yemeğimi yapandır.”

Bu durum karşısında adam da, “benim hanımım da bana bunları yapıyor ve artık ben de tahammül edip, sabredeceğim."

Sadakat: Doğruluk üzerine yaşamak demektir. Sadakat ihanetin zıttıdır. Dinimizde, sadakatin önemi çok büyüktür. Her işin nizam ve intizamı sadakat iledir. Hadis-i şerifte Peygamberimiz şöyle buyuruyor: “Sadakat iyiliğe, iyilik Cennete götürür.” (Müslim)

Aile içersinde eşler arasında sadakat şarttır. Karı koca arasında ihanet ne kadar çok kötü ise, sadakat da tam tersine o kadar çok iyidir. Çünkü ihanet aile bağlarını koparır, sadakat ise sağlam ve devamlı tutar.

Bu dört kuralın uygulanabilir olması için de Allah’a gerçek manada iman etmek şarttır. Şunu diyebiliriz; eşler Allah’a yaklaştıkça birbirlerine sadakatları da artar. Allah’tan uzaklaştıkça, birbirlerine olan güven de sarsılır. Çünkü kişiler arası veya aile içersinde güven ortamı ancak Allah’a gerçek manada imanla gerçekleşebilir. Güvenin olduğu ortamda huzur ve mutluluk vardır. Huzur ve mutluluk da cennetin dünyadaki bir yansımasıdır. Ebedi huzur ve mutluluk ise cennette olacaktır. Rabbim cümlemize ebedi mutluluğu yaşamayı nasip eylesin.
Haber Arama