22-02-2017
İnsan yaratılış gayesini unutunca
Bütün mahlûkatı yaratan Rabbimiz, kerem ve cömertlikte eşsizdir. O’nun bizlere ihsan ettiği nimetler saymakla bitmez. Aldığımız nefesten, içtiğimiz suya; yediğimiz lokmadan, harcadığımız zamana, her şey O’nun bizlere lütfudur. Aklımız, gönlümüz, sevgi ve merhametimiz, birbirimize olan muhabbetimiz hep O’nun bizlere ikramıdır.

O halde bize ömrümüzü, ailemizi, evlâdımızı, türlü nimetleri, kısacası varlığımızı bağışlayan Allah’a ne kadar şükretsek az değil midir? Rabbinin bunca nimetini görmezden gelerek, insanın sorumluluklarını ihmal etmesi ve başıboş bir hayat sürmesi hiç insana yakışır mı?

İnsanı dünyada saadete, âhirette kurtuluşa götüren yolun, Allah’ın rızasına uygun bir hayat sürmekten geçtiği unutulunca maddeye sahip olmak maalesef hayatın gayesi haline gelmektedir. Yaratılış gayesini unutanların, hayatın odağına hazzı koyanların içine düştüğü durumun, bir boşluğa düşmekten farkı yoktur. Zira maneviyat yoksunluğunun açtığı boşluğu geçici heves ve arzularıyla doldurmak isteyenler, nice yanlış ve olumsuzluklara savrulmaktadır. Allah’ın mükerrem kıldığı insanın, ömrünü beyhude tüketmesi ve kendini acı bir akıbete sürüklemesi ise ne hazin bir tablodur! Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

"Ama kim Benim zikrimden yüz çevirirse kitabımı dinlemez ve Beni anmaktan gaflet ederse, ona dar bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak diriltir, duruşmaya getiririz. (Kıyâmet günü şöyle) dedi: “Rabbim, beni niçin kör olarak haşrettin? Halbuki ben (daha önce) görüyordum.” Allah buyurur ki: “- Cezan böyle, sana ayetlerimiz geldi de onları unuttun. İşte (onları unuttuğun gibi) bugün de öylece unutuluyorsun (körlük ve azab içine bırakılıyorsun).”" (Taha, 20/124)

"Allah'ı anmaktan yüz çevirme" Allah'ı inkâr et¬me, O'nun gösterdiği yolu beğenmeme, öğütlerine kulak asmama gibi mânalarla açıklanmıştır. Aynı âyette söz konusu edilen "sıkıntılı hayat"ın mahiyeti ve nere¬de olacağı hususunda ise ilk dönem müfessirlerden farklı rivayet ve yorumlar nakledilmiştir. Burada sözü edilen sıkıntılı yaşantının kabir hayatı aşamasıyla ilgi¬li olduğu veya âhirette yaşanacak sıkıntılara işaret edildiği rivayetlerinin yanı sıra, dünya hayatındaki sıkıntılar anlamına ağırlık veren rivayet ve izahlar da vardır.

Âyet-i Kerimede; "Kim benim zikrimden yüz çevirirse,.." buyurulmaktadır.

Rabbimiz bu ayette insana şu vesajları veriyor: “Ey insanoğlu! Sen Ben’den yüz çevirmekle, sanki şu dünyaya Benim rızamı kazanmak için değil de daha fazla mal, daha fazla mülk, daha fazla para, daha fazla kariyer kazanmak için gelmişsin.

Sanki sırf bu dünya için yaratılmışçasına tüm gücünü, vaktini enerjini buraya harcıyorsun. Hala da geçinemediğini, rızkının yetmediğini, huzurun olmadığını söylüyorsun.

Halbuki Benim gönderdiğim Kur’an’a sarılsaydın; farzları yerine getirip, günahlarından sakınsaydın, her şey daha bereketli ve huzurlu bir hayatın olacaktı. Ama sen Benim zikrimden; Kur’an’dan, namazdan ve diğer ibadetlerden yüz çevirdin. O halde çaren yok, sıkıntını çekeceksin. Kendin ettin, kendin buldun.

Burada, "zikir" kelimesinin maksat, bir önceki âyette geçen "Hidayet"dir. Veya "Kur'an-ı Kerim" ve diğer bütün semavi kitaplar olduğu açıklanmaktadır. Ayrıca ibadetler konusunda, Peygamberimizin deyimiyle; “dinimizin direği olan namazdır.” “Namaz kılmaya vaktim yok” diyen insan Allah’ın; “Ben cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım” (Zariyat/56) ayetini hafife alıyor demektir.

Yukarıdaki ayet-i kerimenin son bölümünde, Allah Teala'nın zikrinden yüz çeviren hakkında "Biz onu kör olarak haşredeceğiz." buyurulmakadir. Buradaki "körlük"¬ten maksat, ya "delil getirmekten âciz." veya "gözü kör" demektir. Büyük müfessirlerden Taberi, her iki bakımdan da kör olacakları görüşündedir.

Geliniz! Yaratılış gayesi üzerinde bir kez daha düşünelim. Varlık gayemiz doğrultusunda bir hayat yaşamaya gayret edelim. Rabbimize kör olarak değil, yüz akıyla dönmeye çalışalım. Böylelikle ömrümüzün nihayetinde şu ilahi müjdeyi duyabilmek için ümidimiz her daim diri kalsın: “Ey huzur içinde olan nefis! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! İyi kullarımın arasına gir. Cennetime gir.” (Fecr, 89/27-30)
Haber Arama