14-12-2015
Bekçiler...
1923 yılında emanet edildiği Yunanistan tarafından bugüne kadar gün yüzü gösterilmemiş bir azınlığın haklarını, siyaset yoluyla aramaya çalışan, barış ve demokrasiyi savunan, eşit vatandaşlığı arzulayan, hukuk ve yasalar çerçevesinde azınlığın uğradığı haksızlıkları kamuoyuna duyurmaya çalışan resmi bir partiye nasıl saldırılır? AB üyesi olan bir ülkede bırakın bunu gerçekleştirmeyi, bunu düşünmek bile suç olmalıdır? Bu fiziki bir saldırıdır ve haneye tecavüzdür.

Zaten azınlığın seçmen sayısına bakılarak DEB Partisi’nin %3’lük antidemokratik bir barajla parlamento yolu ve sesi kesilmiştir. Parlamentoda özgürce kendini ve azınlığın uğradığı haksızlıkları ifade etme şansı elinden alınmış bir azınlık partisinin varlığı neden bekçileri bu kadar rahatsız etmiştir?

Özellikle de şaibeli bir kaza sonucu hayatını kaybeden partimizin kurucusu rahmetli Dr. Sadık Ahmet’in içinde Allah’ın rahmetine kavuştuğu o aracı, kapalı bir mekândan çalmaktaki gaye nedir? Bunun sade ve adi bir hırsızlık olmadığı aşikâr. Peki hurdaya dönmüş arabayı çalan bu bekçiler, arabanın bir köşede sergilenmesinden neden bu kadar ürkmüşlerdir? Eğer bu masum olağan bir kaza ise arabanın herkes tarafından görülecek olmasından neden birileri bu kadar rahatsız olmuştur?

Azınlığın siyaset yapmasından ve düşüncesini ifade etmesinden rahatsız olanlar, önce azınlığın gasp ettikleri haklarını iade edecekler. Etmedikleri sürece azınlık siyaset, hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmeye devam edecektir. Çünkü davasında sonuna kadar haklıdır. Haklı olanlar tarih şahittir ki hep kazanmışlardır.

Hak arama uzun soluklu bir mücadele ister. Bugünden yarına bir hak kazanılmayacağını herkes bilir. Ancak bu uzun yolculukta sabır ve sebatı elden bırakmadan, yılmadan, korkmadan ve yorulmadan seçilen hedefe emin adımlarla yürümek gerek. Bu yürüyüşte safları sık tutmak gerek. Bu yolculuk zaman zaman zorlaştığında insanlarımız daha sıkı birbirlerine sarılmalıdır. Tek yürek tek ses olma becerisini gösterdiğimizde bu mücadele yolu daha da kısalacaktır.

Böyle günlerde bir olursak, diri olursak ve iri olursak emin olun ki o karanlık güçler yanımızdan bile geçemez.

Bekçiler partinin varlığından anlaşılan çok rahatsız olmuşlar. Bunun için güzel bir hazırlık yapmışlar. Zorbaca kapıları, camları kırmışlar, fotokopi makinasını parçalamışlar ve arabayı çalıp gitmişler. Ama bekçiler hakikaten çok eğitimli, çok profesyonel insanlarmış. O yürüyemez arabayı, bizlerin bin bir zahmetle soktuğu o aracı tereyağından kıl çeker gibi çekip almışlar. Ne bir iz ne bir çizik bırakmışlar. Sanki araba bunları görünce kanatlanmış. Ne şahane bir hikaye. Peki bizlerin mal ve can güvenliğinden sorumlu devlet ne yapmış? Uyumuş. Aynı camilerimize ve mezar taşlarımıza yapılan saldırılarda uyuduğu gibi uyumuş.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nün arifesinde DEB Partisi’ne yapılan saldırı bu ülkede haklarımıza gösterilen saygının bir belgesidir. Demokrasilerde görüşlerini beğenmediğiniz fikir sahibi insanların dahi fikirlerini özgürce söylemeleri için olanak sağlarsınız. Bu demokrasinin bir gereğidir. İletişim olanaklarının, insanlık tarihinin en parlak dönemini yaşadığı günümüzde evrensel olarak belirlenmiş olan hak ve özgürlüklerin takibi de en üst düzeydedir. Bugün insan hakları ihlallerinin acımasız boyutunu da daha iyi görmekteyiz. Bununla birlikte tarihsel sürecin insanlık adına aklanması gereken insanlık suçu bölümleri de arşivlerden çıkmaya başlamaktadır.

Esasında insan hakları kavramı tamamıyla sivil inisiyatifler tarafından izlenmelidir. İnsan hakları kavram olarak resmi olamaz. 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, “insan haklarının anayasası” olarak tanımlanır. İnsanın doğuştan sahip olduğu kişisel hak ve özgürlüklerini tanımlar, her insanın yasa önünde eşit olduğunu, işkenceye, kötü muameleye ve onur kırıcı cezalara tabi tutulamayacağını ilan eder. İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi yolunda uluslararası toplum tarafından sürdürülen çabalara yol gösterici işlevini bugün de sürdürür. 1948’de kabul edildiği tarih 10 Aralık her yıl Dünya İnsan Hakları Günü olarak kutlanır. Kutlamasına birkaç gün kala haklarımıza tecavüz edilmesi çok ama çok düşündürücüdür. Umarım bu saldırıyı yapanlar tez vakitte adalete teslim edilir. Mal ve can güvenliğimizin olmadığını gösteren bu saldırılar son bulur. Umarım haklarımız en yakın zamanda iade edilir.

Kalın sağlıcakla…

Haber Arama