18-11-2019
Dosdoğru olmak
Din imiz İslam, biz Müslümanlara ifrat ve tefritten uzak bir düşünce sistemini ve hayat tarzını emreder. Yani Allah, dininin gönderildiği gibi yaşanmasını ister. Uçlara kaymak, bu dini ana mihrakından çıkarır. Tabiatını değiştirir. Bundan dolayı istikamet/dosdoğru olmak, gerek ihmalkârlığa gerekse aşırılığa sürüklenmemek için çok önemlidir.

Yüce Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyor: “Sen emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Beraberinde tevbe edenler de dosdoğru olsun. Aşırı gitmeyin çünkü O, yaptıklarınızı görür” (Hûd:112) Yüce Allah bu âyette, âdetâ ana hatlarıyla şunların altını çiziyor: “Sen her hususta doğruluk ile emrolunmuş bulunuyorsun. Senin her işte Kur’an’da emrolunduğun gibi, sırâtı müstakîm üzere tam bir doğrulukla hareket etmen ve her hususta, aldığın vahye uyman, Kur’an ahlakı ve ahkâmı uyarınca hareket edip bilfiil canlı bir doğruluk örneği olman gerekmektedir. Doğruluğun ve dürüstlüğün senin peygamberliğine ve başarılı olmana en büyük delil ve belge olacaktır. Bundan dolayı sen, sana karşı çıkanların laflarına bakma, onları Allah’a havale et de gerek mü’minlerle müşterek olan inanç ve amele ilişkin genel görevlerinde, gerek özellikle peygamberlik görevleriyle ilgili olarak yalnızca sana ait olan özel görevlerinde tam emrolunduğun gibi, hakkıyla doğru ol ve doğruluktan ayrılma.”

Bu ifadelerden de anlıyoruz ki, dosdoğru olmak, istikamet üzere bulunmak, Kur’an’ın ortaya koyduğu doğruları hayata geçirmekle mümkündür.

Abdullah b. Abbas demiştir ki: “Kur’an’ın içinde Rasülullah (s.a.v.)’e bu ayetten (Hûd, 112) daha ağır ve daha çetin bir ayet nazil olmamıştır. Bunun içindir ki, Efendimiz “Hûd suresi beni ihtiyarlattı” buyurmuştur. Demek ki, Hakk’a ulaşabilmek için istikametten/dosdoğru olmaktan başka yol olmadığı gibi, her hususta istikamet kadar yüksek bir makam ve onun kadar zor bir emir yoktur. Bununla beraber şu kadarını hatırlatmalıyız ki, bu ayette Rasülullah (s.a.v.)’e "Beni ihtiyarlattı" dedirtecek kadar zor gelen nokta, istikamet emrinin asıl kendisiyle ilgili kısmından ziyade, ümmetiyle ilgili kısmıdır. Çünkü ayetin devamında buyuruluyor ki: “Seninle beraber tövbe edenler de.” Yani şirkten tövbe edip de imanda seninle beraber bulunan, Müslüman olan herkes de tıpkı senin gibi dosdoğru olsun. “Ve azmayın” yani Allah’ın tayin ettiği sınırı aşıp da onun dışına çıkmayın, doğruluktan ayrılıp da ifrat veya tefrite sapmayın, aşırı gitmeyin ey Müslümanlar, şeklinde Yüce Allah uyarıda bulunmaktadır.

İşte Rasülullah (s.a.v.)’in endişesi, ümmetinin Kur’an’ı bir tarafa bırakarak, heva ve heveslerine uyup batıl yollara sapmaları, doğruları Vahyin dışında aramaları, ya da uçlara kaymalarıdır. Nitekim böyle yapanları kıyamet gününde Allah’a şöyle şikâyet edecektir: “Peygamber dedi ki; Ey Rabbim! Doğrusu kavmim bu Kur’an’ı terk ettiler.” (Furkan: 30)

Demek ki, istikamet, normal ve yerli yerince hareket edip hiç sağa sola sapmamaktır. Şu halde dosdoğru olabilmek için sürekli uyanıklığa ve ebedî âlemi düşünmeye ihtiyaç vardır. Yolun hudutlarını Kitap’tan ve Sünnet’ten iyice araştırıp yön tayin ettikten sonra, dosdoğru yoldan yürümeye, eğilmeyen beşerî zaaflarımızı da kontrol altına almamız gerekir.

Enes b. Malik’in (r.a) naklettiği bir hadiste Rasülullah (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Kişinin imanı dosdoğru olmaz kalbi dosdoğru olmadıkça, kalbi dosdoğru olmaz dili dosdoğru olmadıkça.”

Bu hadis, istikametin; içiyle dışıyla, özüyle sözüyle doğru olmak demek olduğunu açık bir şekilde dile getirmektedir. Hz. Peygamber (s.a.v), ashabına bir gün şöyle seslendi: “Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi? Allah’a şirk koşmak, anaya babaya itaatsizlik etmek ve yalan söylemektir.”

Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki, istikamet; doğruluk, sözde, düşüncede ve davranışta gerçekleşir. Allah’tan gerçek manada korkmak, iyiliğe yönelmek, rahatlık ve gönül huzuru duymak, ancak istikametle mümkündür. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin.” (Ahzab:70)

Kısaca, istikamet üzere olmak, Ali İmran suresinin 103. ayeti gereği “Allah’ın ipine topluca sımsıkı sarılmak”la mümkündür. Ne mutlu “İşte benim doğru yolum bu, ona uyun! Başka yollara uymayın” (En’am:153) İlâhî emrine kulak verip istikamet üzere olanlara.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
[email protected]