23-11-2015
Ders çalışmayı sevmeyen çocuğa nasıl yaklaşabiliriz?
Çocukları okul döneminde olan annelerden genellikle onların ders çalışmayı sevmediği ile ilgili şikayetler sıklıkla duyabiliriz. Hatta bu durum pek çok ailede büyük sorun haline gelebilmektedir.

Genel bir gözlem yaptığımızda da pek çok çocuğun ders çalışmak yerine televizyon ve bilgisayarı tercih ettiklerini görebilimekteyiz ne yazık ki! Bunun da pek çok nedenlerinin olduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle çocuğun ders çalışmayı sevmemesinin başında anne babanın yanlış tutumları gelmekte!

Genellikle çocuk okuldan döner dönmez en çok söylenen “hemen yemeğini ye ve derslerinin başına otur” sözleri, onun duymak istemediği sözlerdir. Bu sözler çocuğun sıkıntı duymasına ve buna karşı da olumsuz tepkiler göstermesine neden olur. O zaten bütün gün okulda yorulmuş, eve gelmeyi ve biraz dinlenmeyi, oyun oynayıp televizyon izlemeyi özlemiştir. Dolayısıyla da eve geldiğinde okulla ilgili konulardan bahsedilmesi onu sıkabilir. Bunun yerine onu sevgiyle karşılayıp dinlenmesine izin verilmesi ve rahatlamasının sağlanması yapılabilecek en doğru davranış şeklidir.

Çocuk kendi arzu ederse, eve geldiğinde okulla ilgili konulardan bahsedebilir. O zaman da anne – baba onu can kulağıyla dinlemelidir. Ödevlerini ne zaman yapması gerektiğine de kendisi karar vermelidir. Burada bir çok annenin “söylemeden ders çalışmıyor ki” sözlerini duyar gibiyim. Ancak çocuğun üzerine çok fazla düşerek “hadi derslerini çalış, ödevlerini bitirmen lazım” diyerek ona baskı uygulamak da, çocukta ders çalışma isteğini yok ederek olumsuz tepkilere yol açacaktır. Anne baba ne kadar fazla üstelerse, çocuk da o kadar çok derslerden soğuyacaktır. Oysa kendi haline bırakılan, biraz oyun oynamasına izin verilen çocuk, sorumluluklarının daha çok farkına varabilir. Çünkü onun da bir egosu vardır ve özgüveninin gelişebilmesi için de kendisine sorumluluk verilmesi gerekir. Kendisine sorumluluk verilmediği sürece de, hiç bir zaman öğrenemez. Dolayısıyla çocuk ödevlerini ne zaman yapacağına kendisi karar vermelidir. Kendisi yardım istediğinde de anne baba ona ödevlerinde yardımcı olmalıdır.

Ödevlerini yapmadan okula gittiğinde arkadaşlarının arasında küçük düşerek utanıp hatasını anlayabilecektir. Anne babanın zorla ders çalıştırma baskısı ve endişesi çocukta okuldan soğumaya ve hatta fırsat buldukça okuldan kaçmaya kadar bir çok ters tepkiler doğurabilir. Anne baba en fazla, “istediğin kadar oyun oynayabilirsin, fakat yatmadan önce ödevlerini yapmayı unutma, olur mu?” diyerek çocuğa sorumluluğunu hatırlatmalıdır.

Ne yazık ki günümüzde çocuklarının başarısını kendi başarıları olarak gören pek çok aileler arası yarışlar söz konusudur. Çocuğu arkadaşlarıyla kıyaslayarak “Bak Zeynep pekiyi almış, sense orta almışsın”, “Ne kadar kötü bir öğrencisin” gibi sözler, onun özgüvenini yitirmesine ve okuldan soğumasına neden olabilir. Çocuk, “Ailem beni iyi notlar aldığımda seviyor, kötü notlar aldığımda sevmiyor, ben kötü bir çocuğum” diye düşünerek kendini suçlayabilir. Bu da onun içine kapanmasına ve ruh sağlığının bozulmasına sebep olabilir.

Ailenin görevi çocuğun okul başarısı ne olursa olsun, onu her zaman koşulsuz sevdiklerini kendisine gösterebilmektedir. “Sen bizim çocuğumuzsun, biz seni her şartta çok seviyoruz” mesajını çocuğa verebilmek onda oluşacak özgüven için son derece önemlidir.

Ebeveynin unutmaması gereken en önemli nokta çocuğun her şeyden değerli olduğu, okul yaşamının da hayatın bir parçası olup, her çocuğun kendi zeka ve yetenekleri doğrultusunda başarılı olabileceğidir. Çocuktan kendi zeka ve yetenekleri dışında üstün beklentilerin olması, onun kişiliğini olumsuz etkileyebilir ve ailenin çocuk üzerinde kurduğu baskılar da onun ruh sağlığının bozulmasına neden olabilir. Sağlıklı bir ruhsal yapı geliştirebilmesi için çocuğumuzdan sevgimizi esirgemeden onu motive edebilmemiz son derece önemlidir.
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
[email protected]