09-01-2017
Bininci sayımız, geride bıraktığımız yıl ve temenniler
Gazete olarak önemli bir eşiği aşmış bulunuyoruz. Elinizdeki gazete, GÜNDEM’in bininci sayısı. Dile kolay. Haftalık olarak yayınlanan bir gazete için bin sayısına ulaşmak önemli bir olay. Ben, bugün 1000’inci sayısına ulaşan GÜNDEM’in 168’inci sayısından bu yana varım. Yaklaşık 21 yıldır yayın hayatına devam eden gazetenin yaklaşık 17 yılında ben de bir parçasıyım.

Üniversiteyi bitirip, askerliğimi yaptıktan sonra mesleğimi icra ettiğim GÜNDEM’de çalıştığım bu 17 yılda çok şeyler öğrendim. Gazetemizin kurucusu ve sahibi Hülya Emin başta olmak üzere, bugüne kadar birlikte çalıştığımız tüm arkadaşlarla gazeteyi bugün bulunduğu yere getirmek ve orada tutabilmek için ortaya koyduğumuz ortak çaba adına teşekkürler. En büyük teşekkürü ise, sözlerinizle yaptığımız işin “yer tuttuğunu” anladığımız siz değerli okurlarımıza ediyorum. Sağolun, varolun. Sizlerin takdiri ve küçük bir güzel sözü bile, bizlere verilen en büyük ödüldür...

*****

Geçen haftaki yazımda 2016 yılının ilk altı ayında yaşadığımız iki olayı değerlendirmeye çalıştım. Birincisi Cumhurbaşkanı Pavlopulos’un “Batı Trakya’da etnik azınlık yoktur. Uluslararası anlaşmalar böyle diyor. Dolayısıyla buna azınlık olarak saygı duyun” babındaki açıklaması ile Eyalet Eğitim Müdürü Panayotis Keramaris’in okullarda Türkçe dilinin kullanımına getirdiği yasağı değerlendirmiştik.

Yılın ikinci altı ayına bakınca çok daha önemli ve bir o kadar da vahim olayların yaşandığını görüyoruz. 15 Temmuz’da Türkiye’de yaşanan FETÖ darbe girişimi ve yaklaşık 250 kişinin şehit edilmesiyle sonuçlanan olaylar, yaşamımız boyunca akıllardan çıkmayacak. Darbe teşebbüsü ve Türk milletinin canı pahasına, şehitler vererek, bedenini ortaya koyarak tanka, topa, tüfeğe karşı mücadele ederek darbe girişimini bir gün içinde tamamen bertaraf etmesinin, 2016 yılında dünyadaki en önemli olay olduğu kanısındayım.

Yılın ikinci yarısında azınlık açısından da önemli olaylar yaşandı. Batı Trakya Müslüman Türk toplumu, gasp edilen hakları için yıllar sonra bir yürüyüş yaptı. DEB Partisi’nin 24 Temmuz’da gerçekleştirdiği “Hak Arama Yürüyüşü” bu anlamda son derece önemli bir olaydır. Aynı gün fanatik bazı grupların karşı yürüyüş yaparak (veya yaptırılarak) “aşırı uçlar gerginlik yaratıyor” propagandası ise hem “gülünç”tü hem de birbirine hiç benzemeyen bu iki gruba bakıp bu “algı yaratma girişimi”nin ne kadar beyhude olduğunu anlamaya yetiyordu.

Bir diğer olay ise DEB Partisi ile Helsinki İnsan Hakları Komitesi Yunanistan Gözlemciliği tarafından başkent Atina’da düzenlenen azınlık haklarıyla ilgili etkinliğin ırkçı Altın Şafak Partisi tarafından basılmasıydı. Etkinlikte “güvenlik zaafiyeti” ve bunun sorumluları çok önemli bir konu. Aslında büyük bir ihmal. Demokrasiyi ve demokratik tartışma ortamını ayaklar altına alan bu vahim olay, Batı Trakya Türkleri’nin aslında neyle karşı karşıya olduğunu gösterme ve görme açısından çok önemli.

Yılın son günlerinde azınlığı ilgilendiren çok önemli bir konuda bir gelişme yaşandı. “Gelişme”den kastım olaya “olumlu” bir yüklem vermek değil. Dimetoka Müftülüğü’ne devlet tarafından yapılan atamadan bahsediyorum. Devlet, azınlığın müftülük konusundaki isteklerini, taleplerini ve hassasiyetlerini gözardı etmeye devam ediyor. Azınlığın tasvip etmeyeceği uygulamaları eskiden olduğu gibi aynen sürdürüyor. Dimetoka Müftülüğü’ne atama 2016’nın son günlerdinde yapıldı.

Yeni yılla birlikte eski anlayış ve eski uygulamalar da geride kalır mı dersiniz? Kimbilir, bekleyip göreceğiz....

2017’de ailem ve sevdiklerim için sadece sağlık, Batı Trakya Müslüman Türk azınlığı için daha fazla demokrasi, siz okurlarımız için herşeyin gönlünüzce olmasını, yorgun dünyamız için de sadece barış diliyorum...
Kalın sağlıcakla...

Haber Arama