Güney Tirol (1) - Hülya Emin - Gündem Gazetesi
04-03-2018
Güney Tirol (1)
18-26 Şubat tarihleri arasında İtalya’nın Güney Tirol bölgesindeydim. Burada yaşayan Alman azınlığa ait tiyatronun Avrupa’daki azınlıkları konu alan belgesel nitelikteki tiyatro oyununun bir parçası olarak orada bulundum.

Tiyatroyla yakından uzaktan ilgisi olmayan (biri hariç) 9 azınlık temsilcisi ve iki moderatörün sahneye çıktığı bu oyunda, Avrupa’da yaşayan azınlıkların yaşantısı, sorunları, öncelikleri seyirciye aktarıldı.

Güney Tirol’de yaşayan Almanlar, Avrupa’daki azınlıkların bir parçası. Oyun, ağırlıklı olarak bölgedeki Alman azınlığa yönelik olsa da yankılarının bölge sınırları dışına çıkacak nitelikte olduğunun altını çizmekte yarar var.

Tiyatro oyununun detaylarına girmeden önce, size bölgenin tarihi hakkında bazı bilgiler aktarmanın daha uygun olacağını düşündüm.

Tiyatro davetini almadan önce Güney Tirol’le ilgili bilgilerim, burada bir Alman azınlığının yaşadığı ve bölgenin özerk bir yapıya sahip olduğu ile sınırlıydı.

20. yüzyılın başlarına kadar Avusturya’ya ait olan Tirol, I. Dünya Savaşı sonrasında imzalanan anlaşmayla ikiye bölünen bir bölge.

10 Eylül 1919’da, İtilaf devletleriyle Avusturya arasında Paris’in 19 kilometre batısında bulunan Laye Şatosu’nda imzalanan Saint – Germain Antlaşması’yla, Avusturya – Macaristan İmparatorluğu toprakları yeniden düzenlendi. Bu düzenleme sonucunda 10 bin yıllık yaşamı olan Tirol bölgesi ikiye bölünmüş oldu. Güney Tirol olarak bilinen bölge de İtalya’nın egemenliği altına girdi.

Kuzey’de kalan bölge ise bugün başkenti İnnsbruck olan ve Tirol adıyla anılan Avusturya’nın 9 eyaletinden biri.

Bölgenin ikiye ayrılmasının ardından Güney Tirol bölgesinde kalan Almanlar burada yaşamaya devam etti. Ancak faşist lider Mussolini döneminde yok edilme politikalarıyla karşı karşıya kaldılar. Bölgenin İtalyanlaştırılması çabaları çerçevesinde demografik yapının değiştirilmesi için bölgeye İtalyan nüfusu taşındı, okullarda ve kamu hizmetlerinde Almanca konuşulması yasaklandı, yer isimleri değiştirildi.
Örneğin, 1880 yılında bölgede Almanca yüzde 90.6, İtalyanca ise yüzde 3,4 oranında konuşuluyor. Ancak 2001 yılına gelindiğinde Almanca konuşanların oranı yüzde 69,15’e inerken, İtalyanca konuşanların oranı neredeyse 7 kat artıp yüzde 24,5’e ulaşıyor. Almanların “Trentino – Südtirol” diye isimlendirdikleri bölge için İtalyanca uyduruk bir isim olan “Trentino – Alto Adige” adı kullanılıyor.

Acı gerçek şu ki tek parti döneminin haricinde, İtalya’da “çok partili” dönemde de Güney Tirol’deki Alman azınlık baskıcı uygulamalarla karşı karşıya kalıyor. Okuduğum kaynaklar, konu “İtalyanca’nın hakim dil kılınması” olunca sağ olsun, sol olsun tüm partilerin ortak tavır sergilediğini söylüyor.

Bu asimilasyon politikalarına karşı yürütülen uzun mücadeleler ve ayaklanmalar sonucu bölge, 1972 yılında İtalya hükümeti ve yerel yetkililer arasında imzalan bir anlaşmayla özerk bölge statüsüne kavuşuyor.

Bugün bölge önemli özerk yetkilere sahip. Örneğin ödenen vergilerden sadece yüzde 10’u merkezi yönetime gidiyor. Hem İtalya’nın, hem de Avrupa Birliği’nin en zengin bölgeleri arasında yer alan Güney Tirol’de, hala İtalya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet olmak ya da anavatan Avusturya ile yeniden birleşmek isteyen önemli bir kesim var.

The Guardian gazetesinde okuduğum bir yazıda, yakın tarihli bir ankete katılanların yüzde 90’ının Güney Tirol’ün kendi kaderini kendi tayin etmesi taraftarı olduğu bilgisi yer alıyor.

500 bin civarında nüfusu olan Güney Tirol, İtalya’nın 20 idari bölgesi arasında otonomi kazanmış beş bölgeden biri.

Güney Tirol’ün başkenti Almanca ismiyle Bozen, İtalyaca ismiyle ise Bolzano. Bölgede il, ilçe, köy, dağ, göl, nehir, köprülerin hepsinin Almanca ve İtalyanca olmak üzere iki ismi var. Bölgenin yüzde 70’i Almanca konuşuyor.

Bugünlük bu kadar… Güney Tirol’le ilgili bu bilgilerin ardından, bir sonraki yazımda tiyatro ile ilgili izlenimlerimi sizlere aktaracağım.

Görüşmek üzere…
Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
[email protected]