29-01-2019
Prespa anlaşması ve siyasi sisteme etkisi
Yunanistan bir haftadır adeta Prespa anlaşmasıyla yatıp kalkıyor. Sadece 30 yıllık bir sorunun çözümü değil sözkonusu olan. Ülkenin siyasi yapısı da deyim yerindeyse yeniden şekilleniyor.

SİRİZA Başkanı ve Başbakan Aleksis Çipras zor bir dönemece girmiş olmasına rağmen, kritik bir döneme girmiş olmasına rağmen bugüne kadar durumu iyi idare etti. Yunanistan’da “milli meseleler” önyargılarla yorumlanır. Birçok kez fobiler, realitenin önüne geçer. Bu hastalıklı durumdan yıllardır nasibini alan Batı Trakya Müslüman Türk Toplumu olarak ülkemizde “milli mesele”nin ne türlü değerlendirildiğini biliriz. Zira, azınlığın sorunları, azınlığın haklı ve demokratik talepleri, beklentileri de bu “milli mesele” perspektifinden değerlendirilir.

İşte bu konulardan biri de “Makedonya” meselesidir. 1990’ların başlarından itibaren baş gösteren ve çok kısa zamanda “milli mesele” , “milli sorun” haline gelen bir konu. Malum; Makedonya denen coğrafi bölge üç ülkeye ayrılmış durumda. Bu bölgenin bir kısmı Yunanistan’da, bir kısmı Bulgaristan’da bir kısmı da eski ismiyle Yugoslavya’daydı. Bu ülke dağılıp ortaya yeni devletler çıkınca bu devletlerden birinin adı da “Makedonya” oldu. Yunanistan buna itiraz etti. Hem de öyle böyle bir itiraz değil. Makedonya’yı ve Makedon kimliğini kendi tekelinde gören ve bunu tarihi bir hak olarak kendine tanıyan Yunanistan, Makedonya ve Makedon sözcüklerini başka bir devletin kullanamayacağını iddia etti. Sorunun başladığı dönemlerde 1990’lı yılların başlarında Miçotakis’in başbakanlığı döneminde çözüme yaklaşılsa da Yunanistan’daki milliyetçi akımın etkisiyle çözüm önerisi reddedildi.

Taa ki bir iki yıl öncesine kadar sorun devam etti. Yunanistan komşu ülkeyi anayasal ismi olan “Makedonya Cumhuriyeti” adıyla tanımadı. Uluslararası kuruluşlara üye olmasını veto etti. Onu, “Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya” kısaca (FYROM) olarak tanıdı. Bayrağına, sembollerine karşı çıktı, tepki gösterdi. Tabii, Yunanistan’ın kendi topraklarında da bir “Makedon azınlığı” tanımadığını ve bu isimle kurulmak istenen sivil toplum kuruluşlarını da tanımadığını ve bu konuda çıkan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamadığını da hatırlatmak gerekir.

Bundan bir süre önce, özellikle de batının teşvikiyle iki ülke arasında görüşmeler yeniden başladı. Adım adım giden görüşmeler sonucunda ülkenin “Kuzey Makedonya” ismini alması ve komşu ülkenin anayasasında bazı değişiklikler yapmasını öngören “Prespa anlaşması” imzalandı. Anlaşmanın iki ülkede de kabul edilmesinden sonra sorunun ortadan kalkması ve “Kuzey Makedonya”nın AB ve NATO gibi kuruluşlara üye olması öngörülüyor. Anlaşma Makedonya’da kabul edildi.

Sıra geldi Yunanistan’a. Bu satırlar “Prespa anlaşması”nın Yunanistan meclisinde oylanmasına kısa bir süre kala yazıldı. Bu anlaşma sadece iki ülke arasındaki sorunun çözümüne yönelik bir anlaşma olarak hatırlanmayacak. Zira, iki haftadır Yunanistan’da hiç de alışık olmadığımız hızda siyasi olaylar yaşanıyor. Yaşanan olayların tümü “Prespa anlaşması”nın doğurduğu ortamın bir sonucu olarak görülüyor.

Aslında şöyle bir değerlendirecek olursak anlaşmanın Makedonya meclisinde onaylanıp, oylama sırası Yunanistan’a geldiği günden itibaren oldukça ağır bir bilançonun ortaya çıktığını görürüz. İlk olarak dört yıldır ülkeyi yöneten koalisyon hükümeti dağıldı. Daha doğrusu koalisyonun küçük ortağı ANEL ve lideri Kammenos hükümetten ayrıldı. Ancak ANEL bu işten ağır yara aldı. Çünkü ANEL’in bazı üyeleri hükümette kalmayı ve partilerinden ayrılmayı tercih etti.

Siyasi kimlik arayışında kendine net bir çizgi çizemeyen POTAMİ partisi belki bu süreçten en çok zararı gören parti oldu. 11 milletvekiliyle meclise giren partide yaşanan “güvenoyu” ve hemen ardından “Prespa anlaşması” kriziyle milletvekili sayısı 3’e düştü. POTAMİ’nin meclis grubu dağıldı. Parti adeta yok olmaya doğru yol almaya başladı.

Prespa sürecinden olumsuz etkilenen bir diğer parti de KİNAL oldu. KİNAL; PASOK, POTAMİ, DİMAR ve KİDİSO’nun birleşmesiyle ortaya çıkmış bir yapı. Daha önce POTAMİ’nin ayrılmasıyla zaten bir yara alan KİNAL, Prespa sürecinden de yara aldı. DİMAR başkanının anlaşmaya “evet” oyu vereceğini açıklamasıyla DİMAR’ın başkanı da KİNAL meclis grubundan ihraç edildi. Sonuç olarak DİMAR da KİNAL’dan ayrıldı. Geriye PASOK kaldı.

Öte yandan mecliste temsil edilen Merkez Birliği partisinin de uzun zamandır anketlerde oy oranının eridiğini hatırlatmak gerekir.

“Prespa anlaşması”nın küçük partileri daha da küçülttüğünü ve hatta erimeye ittiğini söylemek mümkün. 2010 yılında başlayan ekonomik kriz Yunanistan siyasetinin iki büyük partisini küçültmüş ve birçok küçük partinin ortaya çıkmasına neden olmuştu.
Son dönemde yaşadığımız süreç ise küçük partilerin erime sürecini hızlandırmışa benziyor. Politik gelişmeler eski parti düzenine doğru gidildiğini gösteriyor. İki büyük kutuplu siyasi sisteme geri dönüldüğüne dair sinyallerinin oldukça güçlü olduğu bir konjonktür sözkonusu.


Haber Arama  

© 2015 Site Sahibi Gündem Gazetesidir.
[email protected]